Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17351 E. 2014/9920 K. 20.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17351
KARAR NO : 2014/9920
KARAR TARİHİ : 20.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Alaşehir Hastanesi önündeki otobüs durağında memleketine gitmek üzere beklemekte olan şikayetçinin yanına gelen ve kendisini farklı bir isim ile tanıtıp Alaşehirde yem bayisinin olduğuna dair yalan söyleyen sanığın, bir süre şikayetçi ile sohbet ederek güven telkin ettikten sonra paraya ihtiyacı olduğunu belirterek şikayetçiden para istediği, şikayetçiye gösterdiği sözde kendisine ait olan araç ile Alaşehir’e kadar kendisini götüreceğini, aldığı parayı da orada iade edeceğini söylediği, bu yalana aldanan şikayetçinin 500 TL parayı sanığa verdiği, bir süre beklemesini söyledikten sonra muhasebecisine parayı vereceğini bahane ederek şikayetçinin yanından ayrılan ve bir daha dönmeyen sanığın, bu şekilde haksız menfaat temin etmek suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda ;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçinin beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 100 gün adli para cezası karşılığı aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ” ifadelerinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.