Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17429 E. 2014/3279 K. 24.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17429
KARAR NO : 2014/3279
KARAR TARİHİ : 24.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, Zonguldak Taşkömürü İşletmesinde çalışırken işten çıkarıldığı, tekrar işe girmek için çaba harcarken, durumu arkadaşı olan tanık …’ye anlattığı, tanığın da, bir partinin ilçe başkanı olan sanığı tanıdığını, onun bu işi yapabileceğini söyleyerek birlikte sanığın yanına giderek görüşme yaptıkları, sanığın, işe yerleştirme karşılığında 10.000 TL istediği, katılanın parasının olmadığını söylemesi üzerine, katılanın, tanık …’ın yanında sanığa 10.000 TL bedelli senedi imzalayarak verdiği, daha sonra, sanığın, kendisini işe yerleştirmediği gibi senedi de icraya koymak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın, tanık …aracılığıyla katılanla tanıştığını, elindeki parayla bir iş yapmak istediği için katılana sermaye olarak 10.000 TL para verdiğini, karşılığında suça konu senedi aldığını, işin yapılmaması ve paranın da katılan tarafından ödenmemesi üzerine katılan hakkında icra takibi başlattığını belirttiği, sanığın iddiasının tanık … tarafından doğrulandığı, tanık… da, kendisinin yanında böyle bir senet verilmediğini belirtmesi nedeniyle, suça konu senedin, katılandan işe yerleştirme bahanesiyle alındığına ve bu şekilde haksız menfaat temin edildiğine dair katılanın soyut iddiasından başka, sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.