YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17444
KARAR NO : 2013/18761
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan firmada muhasebe şefi olarak çalışan sanık …’nin şirketi temsile yetkili … ve …’nin imzalarını taklit ederek 18.06.2008 tarihinde 30.000,00 TL’nin, 15.07.2008 tarihinde ise 150.000 TL’nin erkek arkadaşı olan sanık …’in hesabına havale edilmesi için ilgili bankaya ödeme talimatı yazdığı, bu paraların sanık …’in hesabından sanık …’nin hesabına değişik zamanlarda aktarıldığı, 31.000,00 TL paranın da sanık …’nin babası olan sanık … tarafından kendisine verilen vekaletname ile kızı …’nin hesabından çekilerek eşi …’nin hesabına aktarıldığının iddia edildiği somut olayda;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın aşamalarda değişmeyen savunmasında kızı olan sanık …’nin ev kiraları, faturalar ve kendisinden borç olarak aldığı 22.000 Dolar karışılığı olarak önceden verdiği vekaletname ile hesabından para çekmesini istediğini, bu paranın çalıştığı şirkete ait olduğunu bilmediğine yönelik ifadesi ile olaylardan haberi olmadığını, parayı kendisinin çekmediğini söyleyen sanık …’nin beyanları ile sanık …’in ibraz ettiği cep telefonu mesajı içeriği ile örtüşen, sanık …’nin havale parası ödememek için kendisinin … nezdindeki hesap numarasını ve şifresini kullandığı, parayı da daha sonra bu hesaptan kendi hesabına aktardığına yönelik savunmasının aksini gösterir, mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sahte olarak oluşturulmuş talimat belgesi ile sanık …’in banka hesabına para gönderilmesi şeklinde gerçekleşen eylemde bankanın ödeme aracı olarak kullanılması, sahteciliğin bankanın maddi varlıklarına yönelik olmaması karşısında dolandırıcılık suçunun TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen temel halinin oluştuğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek TCK’nın 158/1-f maddesi gereğince ceza tayini,
Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılan firma aleyhine aynı suçu zincirleme şekilde işlemesi nedeniyle, cezasının 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince arttırılmaması,
Kabule göre de;
TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince tespit olunacak temel günün, suçtan elde olunan haksız menfaaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeden temel adli para cezasının 18000 gün yerine 5000 gün olarak tayini,
TCK’nın 52/2 maddesi gereğince bir gün karşılığı esas alınan adli para cezasının miktarının gösterilmemesi,
Sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanması talebinin TCK’ nın 52/4. maddesini de kapsadığı gözetilmeden, adli para cezasının taksitlendirilmesi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2013 tarihinde sanık … ile ilgili olarak oy çokluğu ile diğer hususlarda oybirliğiyle karar verildi.
Karşı Oy;
Sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Her iki olayda da sanığın hesap numarasının kullanılması, mahkûm olan sanık … tarafından haksız olarak banka hesabına havale ettirilen paradan sanığın da zaman zaman alış veriş yapması, ATM’den nakit para çekmesi nedeniyle adı geçen hakkında da mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği düşünüldüğünden; çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir. 28/11/2013