YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17528
KARAR NO : 2013/3085
KARAR TARİHİ : 20.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler başlıklı” dördüncü kısmının “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar Kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da; kamu görevinin yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu seçimlik hakaretli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.
Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebirin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hali kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin aleni olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıklardan …’ın, suç tarihinde jandarmaya müracaat ederek erkek arkadaşı olan diğer sanık …’in kendisine ait aracı izinsiz aldığını ihbar ettiği ve jandarma devriyesini Çöpköy yolu üzerinde bulunduğu yere çağırdığı, jandarma görevlilerinin sanık …’ın yanına geldikleri sırada, sanık …’in araç ile yanlarından geçtiğini gören
…’ın uzman jandarma çavuş …’a hitaben “işte benim aracım bu gidiyor, onu yakalayın, yakalamazsanız sizin ananızı avradınızı sinkaf ederim” şeklinde hakaret ettiği, bu sırada sanık …’in İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca ilçe merkezinde yakalandığı, her iki sanığın da polis merkezine götürüldüğü, burada sanıklar arasında arbede çıktığı, sanık …’in kendilerini ayırmaya çalışan polis memuru …’a sinkaflı küfürlerle hakaret ederek yüzüne yumruk attığı, sanığın nezarethanaye alınmaya çalışıldığı sırada uzman jandarma çavuş …’a da küfür edip yüzüne yumruk attığı, mağdurların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, sanık …’in nezarethaneye alındaktan sonra da polis memurları …, …, … ve …’a yönelik olarak “o…..çocuğu, ananızı sinkaf ederim, sen kimsin, o polisi bana getirin, beni buradan dışarı çıkarmayın, çıkarsam hepiniz yakarım, Allahınızı kitabınız sinkaf ederim” şeklinde sözler söylediği ve nezarethanede bulunduğu süre içerisinde nezarethanenin kapısını yumrakladığı, tekmelediği ve kafasını nezarethane kapısına vurarak nezarethane kapısı ve duvar sıvalarına zarar verdiği iddiası üzerine yapılan yargılama sonucunda;
A-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş olduğu halde, 5237 sayılı TCK’nın 43/2.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından; hakaret suçundan kurulan hükümde temel cezanın TCK’nın 125/3-a maddesi gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası olarak tespitinden sonra aynı yasanın 125/4.maddesi uyarınca 1/6 oranında arttırım yapılırken hesap hatası neticesinde 1 yıl 4 ay 10 gün yerine 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi sonuç ceza doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerine gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükümden önce 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasanın 4.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 50.maddesinin 6.fıkrasında yer alan “yaptırımın” ibaresi “tedbirinin” olarak değiştirilerek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 106.maddesinin 4. ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve 10.fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, adli para cezalarının tamamının bu değişiklikten sonra 5275 sayılı Kanunun 106.maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceği ve hapisten çevrilen adli para cezasının yerine getirilmemesi durumunda, 5237 sayılı TCK’nın 50/6.maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümde, TCK’nın 152/1-a maddesi gereğince temel cezanın 1 yıl hapis olarak tespitinden sonra aynı yasanın 168/2.maddesi uyarınca cezada 1/2 oranında indirim yapıldıktan sonra hesaplanan 6 ay hapis cezası üzerinden aynı yasanın 62/1.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu 5 ay hapis cezası yerine 10 ay hapis cezası olacak şekilde fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğudan hükümlerin, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince ugyulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki hakaret suçundan kurulan hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nın 50/6.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması; sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümdeki sonuç cezanın 5 ay hapis cezası olarak değiştirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.