YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17574
KARAR NO : 2014/9842
KARAR TARİHİ : 20.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın olay tarihinde satılık ev aradığı, kendisini emlakçı … olarak tanıtan sanık … ile bu vesile ile tanıştığı, sanığın katılana …. Antalya adresinde satılık bir daire olduğunu söyleyip daireye götürüp gezdirdi, arada ev sahibi olduğunu söylediği bir şahısla telefon görüşmesi yaptığını belirterek katılanın güvenini telkin ettiği ve katılanla 85,000,00 TL’ye bu evin satımı konusunda anlaşıp aralarında 16/09/2010 tarihli tutanağı düzenledikleri, sanığın talebi üzerine satış öncesi kapora bedeli olarak 1,000,00 TL parayı katılanın sanığa verdiği, bilahare katılanın yaptığı araştırma sonucu bu daire sahibinin yaylada kalmakta olduğunu, evin satılık olmadığını, sanığın bu evde kiracı olarak oturduğunu, bir kaç gün evvel de
evi boşaltıp gittiğini öğrendiği sanığın bu şekilde katılanı dolandırdığı anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitle ödenmesine karar verilmiş olmasına karşın buna ilişkin uygulama maddesi olan TCK 52/4. maddesinin gösterilmemiş olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak “120 gün”, “100 gün”, “2000TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, ”5 gün”, “4gün”, “80TL” adli para cezası ibaresinin ve adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin “52/4. maddesine göre” ibresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/05/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.