YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17600
KARAR NO : 2014/3298
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan ile sanığın daha öncesinde aynı işyerinde çalışmalarından dolayı birbirini tanıdıkları, sanığın, ablası olan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen … adına yeni bir şirket kuracağını söyleyerek katılana ortaklık teklifinde bulunduğu; ancak katılanın, maddi durumunun iyi olmadığını belirterek teklifi reddettiği ve fakat ücretli personel olarak yeni kurulacak şirkette müdür olarak çalışmayı kabul ettiği, sanığın, şirketin kuruluş aşamasında, daha sonra iade etmek üzere 22.000 TL’ lik harcamayı katılana yaptırdığı; ancak söz konusu şirketi kurmadığı gibi şirketin kurulması için katılanın yaptığı masrafları geri ödemeyerek haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ile katılan arasında yeni bir şirketin kurulması ve katılanın da bu şirkette yönetici pozisyonunda çalışması hususunda anlaşma yapıldığı ve sanığın, şirketin kurulması aşamasında katılandan bir miktar parayı daha sonra ödemek koşuluyla aldığı; ancak; söz konusu şirketin muhtelif nedenlerle kurulamadığı gibi sanığın da katılanın yaptığı masrafları iade etmediği anlaşılmış ise de; sanığın, katılan ile arasında yaptığı anlaşmaya aykırı davranma dışında dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek nitelikte hileli hareketler sergilediğine ilişkin somut ve kesin bir delil elde edilemediği, kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı; ve hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağına ilişkin temel ilkeler dikkate alındığında; uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu ve dolandırıcılık suçunun oluşmadığına yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.