YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1772
KARAR NO : 2013/21088
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen hükme ait gerekçeli kararın Tebligat Kanunun 21. maddesine göre 07.05.2009 tarihinde tebliğ olunduğu, temyiz dilekçesinin bir gün gecikmeyle 15.05.2009 havale tarihli olarak verildiği buna göre sanığın tebliğ tarihinde cezaevinde bulunduğu bu sebeple temyizinin yasal süresi içinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; hakkında tefrik kararı verilen asker arkadaşı olduğu söylenen …’ın katılanı telefonla arayıp; ellerinde gömü altını bulunduğunu, satma hususunda kendilerine yardımcı olunmasını istemesi sonrasında katılanın yanında abileri … ve … da olduğu halde Turgutlu ilçesine geldiklerinde, yine telefonla irtibat kurulup belli bir noktada buluşulduğunda kendini …ün kardeş…olarak tanıtan ve… adına hareket ettiğini, parayı vermesi halinde altınları getireceğini söyleyen sanığın, katılandan miktar hususunda ihtilaf bulunan parayı alıp gittikten sonra bir daha geri dönmemesi bu suretle haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda belirtilen eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.