Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17796 E. 2014/10824 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17796
KARAR NO : 2014/10824
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Zamanaşımı süresi içerisinde söz konusu çek ile ilgili olarak sanık hakkında sahte düzenlenen belgeyi kullanma suçundan kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35. Maddesi hükmüne göre iddianamede yazılı olan adresine, tebliğ edilmiş ise de; sanığın yargılama aşamasında belirtmiş olduğu ikamet adresine herhangi bir tebliğin yapılmamış olması ve sanığın tebliğ tarihlerinde, Konya Açık Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik 18.02.2009 tarihinde yaptığı temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, … Mühendislik İnşaat Ticaret Limited Şirketine ait Yapı Kredi Bankası … Şubesi nezdinde bulunan çek hesabından, 23/02/2006 tanzim tarihli, keşide yeri Konya olan, 3.600 TL bedel içeren ve dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre boş vaziyette çalındıktan sonra, hesap sahibinin bilgisi ve rızası dışında gerçeğe aykırı olarak doldurularak sahte oluşturulduğu tespit olunan çeki,
bir şekilde ele geçirerek bir ticari alışverişe istinaden aldığı mal karşılığında katılan Mahrukatçılar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine vererek haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yargılama konusu olan çekin … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından Finansbank Karatay Şubesine ibraz edildiğinde çalıntı olduğunun tespit edildiği, çek hesabı sahibi olan … Mühendislik İnşaat Ticaret Limited Şirketinin yetkilisi olan …’in alınan ifadesinde özetle; söz konusu çekin park halindeki araçlarından camının kırılması suretiyle ve içeriği boş bir vaziyette çalınmış bir çek olduğunu belirttiği, buna ilişkin Emniyet Müdürlüğüne yaptığı 19.10.2005 tarihli müracaat tutanağının da dosya içerisinde olduğu, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde söz konusu çek ile ilgili olarak zayi davasının açıldığına ilişkin mahkeme tutanağının da dosyaya eklendiği, ilgili bankaya çekin çalınmış olması gerekçesiyle ödemeden men talimatı verildiği gözetildiğinde, çekin sahte ve çalıntı olduğuna dair hiç bir tereddütün bulunmadığı, katılan şirkette taşeron olarak çalışan şikayetçi …’ün bütün aşamalarda ve aynı doğrultuda verdiği ifadelerinde; başsağlığında bulunmak için iş yerine gelen sanığın, kömür ihtiyacı bulunduğunu belirterek karşılığında çek vereceğini söylediğini, bu durumu çalıştığı katılan şirket yetkililerine ilettiğini, katılan şirket yetkililerinin söz konusu çekte kendisinin de cirosunun bulunması halinde sanığa kömür satabileceklerini belirttiklerini, bunun üzerine sanıktan söz konusu çeki aldığını ve kendisi de çeki ciro ederek katılan şirkete verdiğini, sanığa bu alış veriş karşılığında kömür verildiğini beyan ettiği, … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı olan şikayetçi …’in aşamalarda alınan ifadelerinde; başkanı olduğu şirkette taşeron olarak çalışan …’ün aracılığıyla sanıktan söz konusu çeki aldıklarını, karşılığında sanığa kömür verdiklerini, aldıkları çeki bankaya ibraz ettiklerinde ise çalıntı olduğunun belirlendiğini belirttiği,21.01.2006 tarihli olan ve … Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından düzenlenen fatura içeriğine göre de; bir adet çek karşılığında sanık …’a kömür verildiğinin tespit edildiği, sanığın fotoğraflarının Katılan …’e gösterildiğinde, katılan …’ün; çeki aldığı kişinin kendisine fotoğrafları gösterilen sanık … olduğunu kesin olarak teşhis ettiği, sanığın, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; şikayetçi şirketi tanımadığını, atılı suçu işlemediğini,söz konusu çekteki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını, kendisini tanıyan bir kişinin
bu şekilde bir suç işlemiş olabileceğini savunduğu, Ilgın Sulh Ceza Mahkemesindeki savunmasında ise; suça konu çeki kendisinin imzaladığını; ancak içeriğini kendisinin doldurmadığını, un fabrikasının sahibi olduğunu, işlerinin kötü gitmesi nedeniyle imzalı olan çekleri bankaya iade etmesi konusunda muhasebecisi ….a talimat verdiğini, çekin imzalı sütunu dışındaki yerlerin boş olduğunu, bu suçu, muhasebecisi olan …’ın işlemiş olabileceğini öne sürdüğü, yargılama aşamasındaki savunmasında ise; suçlamaları kabul etmeyerek böyle bir çeki vermediğini belirtmek suretiyle birbiri ile çelişkili olan ifadelerde bulunduğunun belirlendiğinin anlaşılması karşısında; toplanan delilere göre sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve çek aslının ele geçirilememiş olması dikkate alındığında, imza incelemesi yaptırılmadığı gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.