YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1780
KARAR NO : 2013/21105
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama, duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır.
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemiyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez, 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışsa eylem, TCK’nın 148/3 kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Baba-oğul olan sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’nin fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek; sanık …’in sokakta yürümekte olan 1926 doğumlu mağdurenin yanına yaklaşıp onunla duygusal nitelik taşıyan diyalog kurması sonrasında, belli bir noktada mağdurenin görebileceği şekilde önceden ayarlanan içinde para-ziynet varolan mendili yerde bulduğuna onu inandırdığı anda onların yanına yaklaşan suça sürüklenen çocuğun mağdureye “…mendile sarılı para-ziynet düşürdüğünü…” söyleyip, görüp-görmediklerini sorması, mağdurenin tam doğruyu anlatacakken sanığın “söyleme” anlamı taşıyan dürtmesi sonucu susmak zorunda kalması durumunu kullanan Cumali’nin mağdureye “…size inanmıyorum, çantanıza bakacağım…” diyerek, çantası içindeki cüzdanda bulunan parayı hissettirmeden alması, bu anda “…mendilde parmaklarınızdaki yüzüklere benzer ziynetler de vardı, bakabilir miyim?…” deyip mağdurenin eşinden hatıra olduğunu söylemesine aldırmadan parmaktaki yüzükleri çıkartıp alması eylemlerinin 06.03.2009 tarihli görevsizlik kararında tavsif edildiği üzere “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Baba-oğul olan sanık ve suça sürüklenen çocuğun önceden kararlaştırdıkları senaryoyu birlikte uygulayıp “mendil atma yöntemi” ile haksız çıkar sağlamaları eylemlerinin “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu kabul eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 26/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.