YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1788
KARAR NO : 2013/17013
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’un … Eczanesi’nin sahibi, diğer sanık …’un ise bu eczanede kalfa olduğu, hastaların işlemlerinin uzun süreceğini söyleyip sağlık karnelerini alan sanık …’un bu hastalar adına bazı doktorlara ilaç yazdırarak SGK’ya fatura ettiği, aldığı ilaçları ise Suriye’ye gönderdiğinin iddia edildiği somut olayda; iddianame anlatımında bahsedildiği üzere gerçeğe aykırı reçete düzenleyen doktorlar hakkında yürütülen soruşturmanın akıbeti araştırılıp, açılmış bir dava var ise dosyasının getirtilip incelenerek bu dava dosyası ile birleştirilmesi, birleştirilmesinin mümkün olmaması halinde ise bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı birer suretinin dosya içerisine alınması, 27/08/2008 tarihli mali müşavirlerden oluşan bilirkişi heyetinin raporunda da açıkça belirtildiği üzere ilaçların bir kısmının hastalara verildiği bir kısmının ise verilmediği, ancak hangi ilaçların hangi hastalara verildiğinin tespit edilememesi karşısında karne sahiplerinin tanık olarak dinlenip, ilaçları alıp almadıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekir ise reçeteler üzerindeki imza ve yazıların kriminal incelemeye tabii tutularak kimin eli ürünü olduğunun araştırılması sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.