YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17948
KARAR NO : 2014/11408
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; hakkında tefrik kararı verilen sanık … Soylu’nun medyum olarak isim yapmış gaipten haber alma, büyü bozma gibi yetenekleri olduğunu çevresinde bazı kişilere inandırmış bir şahıs, sanık …’in ise …’nin eşi olduğu, sanık …’in de çocukları aynı okulda okuyan diğer sanık … ile önceden tanışıp, onun vasıtasıyla da … ile tanıştığı, sanık …’nin … hakkında yeni tanıştığı halde bazı bilgiler vererek kendisini etkilemesi sonrasında zaman zaman buluşarak aile sıkıntılarını, çocuğuyla ilgili sorunlarını, rüyalarını anlattığı, …, oğlunun rüyasında gördüğü yaratığın para, ziynet eşyası ile def edilmezse oğlunu öldüreceğini söyleyince korkup, etkilenen …’in …’ye … ve sanık … ile … aracılığıyla eşi katılan …’dan habersiz paralar vermeye, göndermeye başladığı, …’nin üzerindeki kötülüğün gitmesi ve kendini arındırmak için şimdiye kadar tutmadığı oruçların kefaretini vermesi gerektiğini söyleyerek günlüğü 20 TL den 19.000 TL parayı istediği …’e teslim ettiği, ve …’nin takılarını vermesini istediği, …’in de takılarını …’ye teslim ettiği, bu arada cep telefonuma dualar ve kefaret ödeyerek kötülüklerden kurtulacağıma, koruma altına alındığıma ilişkin mesajlar gelir, bu arada …’de eşi ile sorunları nedeniyle … ile görüştüğünde ona da kendisi, eşi, çocuğu üzerinde hayati tehlikeler bulunduğunu, bunları def etmek için para vermesi gerektiğini söyleyerek ikna ettiği, telefonuna dini içerikli mesajlar göndererek etkisi altına aldığı, bu şekilde …’in … ve … aracılığıyla …’ye 41.000 TL para ve 200.00 TL tutarında ziynet eşyasını teslim ettiği, eşi katılan …’ın olayı öğrenince yaşadıklarını eşine anlatması üzerine yürütülen soruşturmada sanıklar …, …, …, … ve …’in iştirak halinde katılan …’ı dolandırdıkları iddiasıyla açılan davada, iddianame anlatımı ve oluşa göre, sanık …’nin diğer sanıkların katılımı ile gerçekleştirdiği nitelikli dolandırıcılık eyleminin … İmamoğlu’na yönelik olarak gerçekleştiği, mahkemece de esasen adı iddianamede sanık olarak yazılı olan … İmamoğlu’nun aslında olayın mağduru olup Cumhuriyet savcısından bu hususun düzeltilmesini istediği, savcılık tarafından Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararı vermesi nedeniyle düzeltme yapılamayacağını bildirmesi, sanıklarla hiç muhatap olmayan …’in eşi …’ın katılan olarak gösterilip …’in sanık sıfatıyla hakkında dava açılmasının kurulan hükümdeki kabulün sonucu itibariyle doğru olması karşısında sonuca etkili görülmemiş olup, dosya içeriğine göre sanıklar … İmamoğlu ve …’ın savunmalarının aksine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından, esasında olayın mağduru durumunda olmakla beraatlerine, sanık …’in firari olması nedeniyle dosyası ayrılan sanık …’nin nitelikli dolandırıcılık eylemlerine fikir ve irade birliği içinde katıldığının sabit olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-) Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar … İmamoğlu ve …’ın beraatlerine, sanık …’in mahkumiyetine dair hükümlerin ONANMASINA,
2-) Sanık … hakkında kurulan hükme gelince,
Sanık …’in, firari bulunması nedeniyle hakkında tefrik kararı verilen … Soylu’nun dolandırıcılık eylemini mağdurlardan aldığı paraları … veya …’e verdiği havale ile gönderdiği mahkemece kabul edilmiş ise de,
a) İddianame anlatımı, sanık savunması ve sanıklar … ve …’in beyanlarından …’in de evlendirilme vadiyle sanık …’ye para verdiğinin ifade edilmesi nedeniyle savunmanın tespiti açısından sanık …’in … ve …’e gönderdiği paraların kendi adına mı yoksa mağdurlardan sanıklar adına aldığı paralar mı olduğu hususları taraflardan sorulup banka kayıtları da istenilerek karşılaştırılması ile …’in sanık mı suçtan zarar gören mi olduğunun denetime izin verecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik soruşturmayla hüküm kurulması,
b-) Sanık … Soylu’nun hakkında açılan ve tefrik edilen dosyasının sonucu beklenerek, sonucuna ve … Soylu’dan, sanık …’in kendisiyle ilişkileri, adına para tahsili yapıp yapmadığı, evlendirme vaadiyle …’den para alıp almadığı hususlarında alınacak beyanlarının sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 09/06/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.