Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17990 E. 2013/18992 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17990
KARAR NO : 2013/18992
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık …’in 21.04.2006 tarihinden itibaren 24.11.2008 tarihine kadar katılan Avukat …’in katibi olarak çalıştığı, aynı şekilde bir başka avukat yanında katip olarak çalışan diğer sanık … ile arkadaş oldukları, sanık …’in çalıştığı dönemde avukatlık mesleği gerektirmeyen icra takip işlemlerini Avukat … adına takip ettiği, icra borçlularından tahsilatlar yaptığı, bu bağlamda, müştekiler … ve …’dan icra yoluyla takibe konulan borçlarının bir kısmını tahsil ettiği halde, katılan avukata vermeyerek mal edinmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, ayrıca müşteki müşteki …’a kendini bizzat Avukat … olarak tanıtarak 02.12.2008 tarihinde 1.500 TL ve 26.12.2008 tarihinde 500 TL’yi diğer sanık …’in banka hesabına havale edilmesini sağladıktan sonra hesaptan çekmesine rağmen, katılan avukata vermeyerek dolandırıcılık suçunu işlediği, bu tahsilatta sanık …’in kendi banka hesabını sanık …’e kullandırarak O’nun eylemine iştirak ettiği iddia edilen olayda,
1-Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık …’ın sadece arkadaşı olan diğer sanığa … Bankası’nda hesabı olduğu için bankamatik kartını kullanması için verdiği, diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı, katılan …’in avukat olarak takip ettiği dosyalarda sanık …’in diğer katılanlar … ve …’den haksız para alarak uhdesinde tuttuğu hususunda mahkumiyetine yetlerli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle, sanık … hakkında dolandırıcılık ve sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazların incelenmesinde;
Sanık …’in Konya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2007/7649 esas sayılı dosyasının borçlusu olan katılan …’tan kendisini Av. … olarak tanıtarak 02.12.2008 tarihinde 1.500,00 TL ve 26.12.2008 tarihinde 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL parayı alarak menfaat sağladığı, bu şekilde zincirleme olarak dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde, yasal ve yeterli gerekçe göstermeden adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “125 gün”, “104 gün” ve “2.080 TL” adli para cezası ibarelerininn hükümden tamamen çıkartılaak yerine, “5 gün” , “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.