YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1802
KARAR NO : 2013/20767
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …‘a yönelik temyiz istemi bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıklar … ve …’ın çalıntı … transit marka kamyoneti satmak için diğer sanık … ile anlaştıkları, sanık …’ın aracı …daki Kanatlı oto galeriye götürdüğü, şikayetçi … kamyoneti satın almak üzere 21.500 TL ye sanık … ile anlaştığı, ertesi gün sanık … ve …’ın …’ya geldiği ve sanık … ile birlikte galeriye gittikleri, aracın devrini vermek üzere şikayetçi ile birlikte Antakya 5. Noterine gittikleri, sanıklar … ve …’ın yanlarında getirdikleri mağdur …’a ait aracın bilgilerini taşıyan sahte ruhsat ile mağdur …’e ait kimlik bilgilerini kullanarak sanık … adına düzenlemiş oldukları sahte nüfus cüzdanı ile noterde aracın devrini yapacakları sırada ruhsatın sahte olmasından şüphelenilerek devir işleminin gerçekleştirilemediği, şikayetçi ile galeri sahibinin noterin aracın devrini yapmaması üzerine aracın durumunu araştırmak için trafik tescil müdürlüğüne gittikleri ve aracın çalıntı olduğunu evraklarında sahte olduklarını öğrendikleri, durumu kolluk görevlilerine haber vermeleri üzerine sanıkların yakalandığı, sanıkların mağdur …’a ait aracın bilgilerini taşıyan sahte trafik tescil beldesi, sahte plaka ve mağdur …’ün kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle sanık … adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile çalıntı olan kamyoneti Antakya 5 Noterliğinde şikayetçiye satmaya ve devretmeye çalıştıkları, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin raporuna göre; sanıkların devir için notere sundukları, sahte belgelerin “iğfal kabiliyetine haiz olduğu ve suça konu sahte plaka ve nüfus cüzdanının resmi belge niteliğinde olduğu” anlaşıldığı bu suretle sanıkların cezalandırılmalarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere,mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “240 gün” ,“120 gün”, “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.