Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18088 E. 2014/11709 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18088
KARAR NO : 2014/11709
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki …’ın katılma talebi konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş ise de; müştekiye gerekçeli karar tebliğ edilmiş olup, temyiz talebi bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve …’ın, … tarafından kaybedilen Kuveyt Türk Bankasından verilme çek yapraklarından bir tanesini buldukları ve bu çek yaprağını kullanmaya karar verdikleri, sanıklardan …’ın suça konu çeki 5800 TL meblağlı olarak düzenleyerek, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen …’a verdiği, …’ın yanında bulunan …’le birlikte aldığı ayakkabı karşılığında çeki ciro ederek katılan …’a verdikleri, başka esnafların mal alan kişilerin sağlam olmayabileceği yönündeki uyarısı karşısında çekin bankaya sorulması üzerine çekin kaybedilmiş çek olduğunun ortaya çıktığı iddia edilen olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Tetkik konusu çekin ön yüzündeki yazıların …’ın eli ürünü olduğunu belirtir bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanıklar … ve …’ın ortak olduğuna, birlikte iş yaptıklarına ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması, katılanın kendisine çeki veren kişinin … olduğunu, yanında …’in bulunduğunu çekle ilgili olarak kendisine çek keşidecisi görünen … araba sattıklarını söylediklerini, sanıklardan hiç bahsetmediklerini belirtmiş olması, müşteki olarak beyanı alınan …’ın ilk ifadelerinde suça konu çeki … ile birlikte gidip ortak olan sanıklara ayakkabı satmaları karşılığında aldığını beyan ettiği halde, 30.11.2010 tarihli istinabe oturumunda suça konu çeki …’in sanık …’dan almış olduğunu, kendisinin ciro ederek verdiğini belirtmiş olması, tanık …’in suça konu çeki sanık …’dan aldığına ilişkin beyanının bulunmaması, ekspertiz raporunda çekteki herhangi bir yazı rakam veya imzanın sanık …’a ait olmadığının belirtilmiş olması, katılanın, … adlı kişinin kendisine ikinci bir çek daha verdiğini belirttiği halde bu hususun araştırılmamış olması ve sözkonusu çek üzerinde inceleme yapılmamış olması karşısında; gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından, tanık …’in yeniden beyanı alınarak suça konu çek gösterilerek, çeki kendisinin alıp almadığı, kimden ve ne karşılığında aldığı, sanıklar … ve …’ın ortak veya birlikte iş yapıp yapmadıkları hususunun araştırılıp, müşteki …’ın, sanıklar … ve …’a ayakkabı sattığına ilişkin bir kayıt bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sahte çeki katılana vermiş olan ve başka sahte çekler nedeniyle savunması alınmış olan …’ın beyanı ile yetinilerek sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.