YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18134
KARAR NO : 2013/3104
KARAR TARİHİ : 20.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan …’in, oğlu olan katılan … ile sanığın yöneticisi olduğu apartmanda işyerlerinin olduğu, bu işyeri nedeniyle aralarında anlaşmazlıklar bulunduğu, suç tarihinden bir kaç gün önce sanığın, aracı ile katılanın işyerinin önüne geldiği ve işyerine ait tabelayı devirip, araçla üzerine çıkarak zarar verdiği, aynı gün katılan …’ın evinin balkonda oturduğu bir sırada,…’ın hakaret kastı ile baş parmağını iki parmağının arasına geçirip sanığa harekette bulunduğu, suç tarihinde ise sanığın, katılan …’in işyerinde bulunduğu sırada yanına gelerek oğlu olan …’ı kastederek “o oğlunun ellerini keserek münasip bir yerine sokacağım” dediği, böylece sanığın mala zarar verme, ve tehdit suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanığın, katılan …’ın kendisine hakaret niteliğinde el işareti yapması üzerine katılana ” o oğlunun ellerini keserek münasip bir yerine sokacağım” şeklinde sözler sarfettiğinin kabul edilmesi karşısında, eyleminin katılan …’e yönelik tehdit suçunu oluşturduğu, diğer katılana yönelik tehdit suçunun oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde her iki katılana yönelik tehdit suçundan hüküm tesis edilmesi,
2-Sanığın, katılanın işyeri önüne koyduğu reklam panosunu yetki ve izin olmadan yol üzerine koyduğunu böylece yolu işgal ettiği ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, uyarılara rağmen söz konusu levhayı yol üzerine koymaya devam ettiği olay tarihinde de sokak üzerinde aracını park edecek müsait bir yer bulamadığı ve bunun üzerine levhaları yoldan almasını katılana söylemesine rağmen levhanın alınmaması üzerine aracını levhanın üzerine çıkarak parkettiğini savunması, yine katılan …’ın kendisine hakaret etmesi nedeniyle tehdit suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmaması,
3-5237 sayılı TCK.nın 151/1. maddesinin seçenekli olarak hapis veya adli para cezası öngörmesi karşısında, hapis cezasının temel ceza olarak tercih edilmesinin dayanağını oluşturan hukuksal gerekçenin karara yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Sanık hakkında Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/315 Esas ve 2005/179 karar sayılı kararı ile verilen 03/06/2005 tarihinde kesinleşen erteli ilamın tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından, 5237 Sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-Sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olduğu anlaşılmakta ise de; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği dikkate alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, doğrudan uygulama maddesi gösterilerek hukuksal gerekçenin karara yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.