YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18194
KARAR NO : 2014/11844
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; katılanın nüfus cüzdanını hastanede bulan sanığın kimliğin fotokopisini aldıktan sonra hastanedeki bir görevliye teslim ettiği, kendi kimliğinin de fotokopisini çeken sanığın, daha sonra kendi kimliğinin fotokopisi üzerindeki bilgileri daksilleyerek katılan …’e ait nüfus cüzdanındaki bilgileri fotokopi yoluyla üzerine geçirdiği ve katılanın kimlik bilgilerinin yazılı olup, kendi resminin bulunduğu fotokopi nüfus cüzdanı ile birlikte Alanya Türk Telekom Müdürlüğü’ne müracaat ederek … adına tanzim edilen 07.09.2005 tarihli bağlantı nakil başvuru formu ile 08.09.2005 tarihli “şebeke repartitör santral iş emri” adlı belgeleri onun adına imzalayarak telefon hattı alıp kullanmak suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
A-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına dair, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın katılana ait nüfus cüzdanı aslı ile Alanya Türk Telekom Müdürlüğü’ne başvurmaması, nüfus cüzdanı aslının ele geçmemesi nedeniyle iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığının belirlenememesi nedeniyle, eylemin resmi belgede sahtecilik suçu oluşturacağına dair tebliğnamedeki eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın sabıkasında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamın, ceza miktarı, kesinleşme ve infaz tarihleri itibariyle TCK 58. maddede belirtilen şartları taşımayıp, tekerrüre esas olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından çıkartılması suretiyle sair yönleri usül ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına dair, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında tayin edilen temel adli para cezası ile ilgili olarak sanığın sosyal ve ekonomik durumu gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşıldığı anlaşılmakla, kabule göre bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1- … A.Ş. nin 14/11/2005 tarihinde özelleştirilmesi, abonelik sözleşmenin de fesih edildiği 20/02/2006
tarihine kadar telefonun kullanılması ve son haksız menfaatin elde edildiği tarihin suç tarihi olması karşısında, sanığın TCK’nın 157/1 maddesiyle cezalandırılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanığın mağdur …’nin olaydan … zararını kısmen gidermesi karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına mağdur şirketin rızasının olup olmadığı sorulmadan, TCK 168/2. uyarınca sanığa verilen cezadan indirim yapılması,
3-Sanığın sabıkasında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamın, ceza miktarı, kesinleşme ve infaz tarihleri itibariyle TCK 58. maddede belirtilen şartları taşımayıp, tekerrüre esas olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.