YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18246
KARAR NO : 2014/11591
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’in kayınbiraderi olan diğer katılan …’a … marka aracını satması için teslim ettiği, katılan …’ın da satmak için aracı Tokat otomobil pazarına götürdüğü, pazarda sanık … ve kimliği belirlenemeyen bir şahısın araca müşteri olduklarını söyleyerek katılan …’la pazarlık yaptıkları ve 14.000 TL ye aracın satımı konusunda anlaştıkları, sanık …’ın katılan …’a paramız Çorum’da birlikte gidelim peşinatını verelim, geri kalanını senet yapalım, paramız hazır, vekaleti getirir getirmez paranı öderiz dedikleri, birlikte Çorum iline geldikleri, sanığın katılan …’a 1.300 TL peşinat verdiği, geri kalan 12.700TL yi de vekaleti getirince vereceklerini söyledikleri, ayrıca araç satış protokolünü imzaladıkları, sanık …’ın yanlarında bulunan diğer sanık …’i katılan …’a yeğeni olarak tanıştırdığı ve işlerini sanık …’nin takip ettiğini söylediği, 23.02.2006 tarihinde katılan …’ın aracın satışına ilişkin araç kayıt maliki diğer katılan … adına düzenlenen noter vekaletini alarak aracı teslim edip parasını tahsil etmek için Çorum iline geldiği ve sanık …’ın işyerine gittiği, sanık …’ın işyerinde olmadığı, sanık …’nin vekaletin üzerindeki araç sahibi …’in kızlık soyadının Yörükoğlu olduğundan ve ruhsat sahibide müşteki … olarak görüldüğünden bu kızlık soyadı sebebiyle noterde sorun çıkıp çıkmayacağını araştıracağını bahane ederek vekaletin aslını katılan …’dan alarak işyerinden ayrıldığı, aradan bir saat geçtikten sonra sanık …’nin geri gelerek vekaletin aslını katılan …’a geri verdiği, ayrıca paralarının olmadığını, birkaç gün sonra halledeceklerini söyleyerek katılan …’ı aracı Çorum’da bırakmaya ikna ederek geri gönderdikleri, aracın ise Çorum’da sanıklarda kaldığı, katılan …’ın aracı ruhsat ve anahtarlarlarıyla birlikte sanıklara teslim ederek, satış vekaleti olmaksızın satış yapılamayacağı ve birkaç gün sonra parasını alacağı düşüncesiyle geri döndüğü, aradan birkaç gün geçtikten sonra paranın ödenmemesi üzerine katılanların sanıklara ulaşmaya çalıştıkları ancak ulaşamadıkları, daha sonra suça konu aracı trafikten sorgulama yaptıklarında aracın 23.02.2006 tarihinde … isimli şahsa noterden devir ve satış yapıldığını anladıkları somut olayda, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.