YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18252
KARAR NO : 2014/11609
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın resmiyette boşandığı ancak beraber yaşadığı … adına … plakalı aracı tescil ettirdiği, sonrasında sanık ile temyiz dışı sanık …’nin aralarındaki anlaşma gereği, sanık …’nin, Adana Oto Pazarı’na söz konusu aracı getirip 29.06.2008 gününde 7.800 TL bedelle katılana sattığı, 7.000 TL aldığı geri kalan 800 TL’lik kısmın ise devir esnasında ödeneceği konusunda katılan ve sanık …’nin anlaştıkları, ancak sanıklardan …’nin ortadan kaybolduğu, sanık …’in eski resmi nikahlı eşi olan …’den bu işlemler öncesinde muvazaalı bono alıp, kendisi alacaklı, …’ü de borçluymuş gibi göstererek aracın satışı öncesinde … hakkında Bahçe İcra Müdürlüğü’nde icra takibi başlatarak kesinleştirdiği ve aracın 3. kişilere haricen satılması durumunda talepler bakımından hazır halde bekletildiği, fiilen araç zilyetliğinin katılana devrinden hemen sonra 02.07.2008 tarihinde sanığın … plakalı aracı fiilen haciz edip katılanın elinden aldığı somut olayda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.