YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18373
KARAR NO : 2014/11507
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1163 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekille temsil eden sanık lehine maktu avukatlık ücreti hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülerek, hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasına “sanık …’ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 2000,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak
nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.
Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçi Yapık Kredi Bankası A.Ş. Kumluca Şube Müdürlüğü vekilince sanık … hakkında Finans Bank Düzce Şubesi nezdindeki … nolu hesabından keşide ettiği, 27/07/2005 keşide tarihli 4.000 TL bedelli, 26/08/2005 keşide tarihli 4.000 TL bedelli, 23/09/2005 keşide tarihli 3.000 TL bedelli çeklerin ibrazlarında karşılıklarının bulunmadığı için şikayette bulunulması üzerine başlatılan soruşturmada, sanık …’nin çekleri keşide edilerek şikayetçi …’e verildiği, sanık …’ın 29/07/2005 tarihinde işten çıkarken yaptığı noterden onaylı imza değişikliğinden önceki imzaların çekler ile uyum sağladığı, İlhami’nin, imzanın … ait olduğu yönündeki beyanıyla birlikte değerlendirildiğinde söz konusu çeklerdeki imzaların … ait olduğu, bu itibarla … adına açılan Finans Bank Düzce Şubesi nezdindeki 12037105 nolu çek hesabından İlhami’nin çek keşide etme yetkisi bulunmayan diğer sanık …’a verdiği sözlü talimata dayanarak … çekleri sahte olarak … adına imzalamak suretiyle keşide ettiği, çeklerin ibraz tarihlerinde bankada karşılığının bulundurulmaması suretiyle haksız menfaat elde edildiği iddia edilen olayda, sanık …’in yargılamanın tüm aşamalarındaki ifadelerinde suça konu çeklerdeki borcu kabul ederek çek defteri diğer sanık …’da durduğu için çek keşide etmek yetkisini verdiğini, işleri kötü gittiği için çekleri ödeyemediğini, çek imzalama yetkisini kendisini verdiğini beyan etmiş olması karşısında, sanığın suç işleme kastı bulunmadığı halde her iki suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.