Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18507 E. 2013/4438 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18507
KARAR NO : 2013/4438
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bina İçinde Muhafaza Altına Alınan Eşya Hakkında Hırsızlığa Teşebbüs, Kamu Malına Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, mağdurun işyerine hırsızlık amacıyla girerken işyeri dokunulmazlığını ihlal ettiği ve işyeri camını kırmak suretiyle mala zarar verdiğinin anlaşılması ve hırsızlığa teşebbüs suçuyla birlikte işlenen bu suçların da şikayete tabi olmaması karşısında zamanaşımı süresi içerisinde bu suçlardan kamu davası açılması, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kamu davası açılmasına rağmen bu suçla ilgili bir karar verilmemiş ise de zamanaşımı süresi içerisinde bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanığın temyiz dışı arkadaşları… ve … ile birlikte mağdur …’e ait … … … isimli işyerine geceleyin hırsızlık amacıyla gelerek camı kırıp içeriye girdikleri, … yeri bekçisinin olayı farketmesi üzerine olayın polise bildirildiği, sanık ve arkadaşlarının bir şey alamadan kaçtıkları, temyiz dışı…’nin kaçtığını gören müşteki … memuru …’ın bu kişinin peşine düştüğü, …’nin müştekiye bıçak çekerek tehdit ettiği, sanık ve arkadaşlarının gözaltına alınırken … memurlarına direndikleri, sanığın, gözaltına alınmasına tepki göstererek yumrukla karakol camını kırarak polislere saldırdığı, alınan adli rapora göre, … memuru müştekilerin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, böylece sanığın hırsızlığa teşebbüs, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Hırsızlığa teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.
Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suçların işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/01/2007 gün ve 2005/881 Esas, 2007/33 karar sayılı kararında TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı dikkate alınarak ve 5275 sayılı yasanın 108/3. maddesine göre; sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlünün koşullu salıverilmeyeceğinin hüküm altına alındığının belirtilmesi karşısında, bu hususun karar yerinde yazılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Kamu görevlisine direnme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı … ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,… ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil,görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. …,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. … veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada … ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi,Olayın gelişimi sırasında sanığın,… ve/veya tehdit kullandığı … memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı … ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/01/2007 gün ve 2005/881 Esas, 2007/33 karar sayılı kararında TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı dikkate alınarak ve 5275 sayılı yasanın 108/3 maddesine göre; sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmeyeceğinin hüküm altına alındığının belirtilmesi karşısında, bu hususun karar yerinde yazılmaması hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Temyiz dışı … isimli kişinin, sanığın başka bir yere kaçtığı sırada eline aldığı bıçakla ani olarak polise saldırdığı, sanığın, bu kişinin bıçak çekme eylemiyle ilgili daha önce herhangi bir iradesinin bulunmadığı, taraflar arasında o aşamada fikir ve eylem birliğinin bulunmadığı, sonradan ani olarak gelişen olay sırasında ortaya çıkan bıçak çekme eyleminin sanığa sirayet etmeyeceği gözetilmeden cezasının TCK’nın 265/4 maddesi gereğince arttırılarak fazla ceza tayini,
2-Suçun birden fazla kişi tarafından işlendiği dikkate alınarak, cezasının TCK’nın 265/3. maddesi gereğince arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun sanık tarafından birden fazla … memuruna karşı … ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.