YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18630
KARAR NO : 2014/3830
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
… İnşaat Limited şirketi yetkili temsilcisi olan sanık …’ın, katılan … ile … Noterliği’nde yapmış olduğu … yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle katılana,…. Noterliği’nde düzenlenmiş olan … yevmiye sayılı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince mülkiyetini kazanacağı … ilçesi … köyü … mevkiinde bulunan … parsel sayılı ana taşınmaz üzerinde tesis olunacak …arsa paylı … sayılı meskeni satmayı taahhüt edip karşılığında 65.000,00 TL aldığı, sanığın katılanla gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanak yaptığı (ileride malik olacağı) … yevmiye no’lu noter sözleşmesinde, “…” sayılı parseller yazılı olmasına rağmen katılan ile yaptığı noterlik gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine farklı biçimde “…” sayılı parseli yazdırmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın, 01.02.2007 tarihinde düzenlenmiş olan satış vaadi sözleşmesine pafta ya da parsel numarasını kasıtlı olarak yanlış yazdırdığı yönünde delil bulunmadığı gibi,
sözleşmedeki bilgilerin doğruluğunu kontrol etme yükümlüğünün sanık kadar sözleşmenin tarafını oluşturan katılana da ait olduğu, ayrıca sözleşmede katılanın, taşınmazın “…hukuki durumuna vakıf olduğunu…” belirttiği, aralarındaki hukuki ilişkiyi baştan beri kabul ederek sözleşmeden dönmesi nedeniyle katılana 67.500,00 TL’lik bono veren sanıkta suç işleme kastının bulunmadığı, yine katılanın denetim imkanını ortadan kaldıracak herhangi bir eyleminin tespit edilemediği hususları gözetilerek, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.