Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18757 E. 2014/11874 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18757
KARAR NO : 2014/11874
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, kim olduğu tespit edilemeyen ancak … ismini kullanan bir şahısla birlikte Nilüfer Oto Pazarı’nda haricen satın aldığı … plaka sayalı aracını satmaya çalışan katılan ile pazarlık yaptıkları, fiyatta anlaşamadıkları katılanı ertesi gün… numaralı hattan arayan … isimli şahsın katılanı vergi dairesinin önüne çağırdığı, yaptıkları pazarlık sonucunda katılanın aracını 12.750,00 TL karşılığında satmayı kabul ettiği, … isimli şahsın parasının hazır olduğunu, sanık … ile birlikte gidip aracın kayıt sahibinden devrini almaları halinde ödeme yapacağını söylediği, bunun üzerine katılan ile birlikte Gölcük’e gidip kayıt sahibi … isimli şahıstan aracın devrini üzerine alan sanığın, Bursa’ya dönerken aracı kullanmak istediğini söylediği, aracı çalışır vaziyette bırakan katılanın yer değiştirmek için araçtan inmesini fırsat bilen sanığın sürücü koltuğuna geçip otomobili kaçırdığı somut olayda; sanığın savunmasında aracı alırken 10.500,00 TL parayı elden verdiğini, Anakara’ya gittiğinde aracı ustalarına gösterdiğini,
kazalı olduğunu öğrenince paranın geri kalanını vermediğini beyan etmesine rağmen aracı sattığı beraat eden sanık …’ın aracı götürüp baktırdığını, arızasının olmadığını öğrenince satın aldığını söylemesi, katılanın durumu … Güngör isimli şahsa telefonda bildirdiğinde sanığı bulacağını söyleyip Orhangazi Emniyetine gelmesini istediği, oraya gittiğinde Gemlik’te kalp krizi geçirdiğini söylediği, ardından başka bir hastane ismi vererek oyaladığını ve sonunda da telefonu kapattığını anlatması, iletişimin tespiti kayıtlarının katılanın anlatımı ile örtüştüğü, en son Sivrihisar’da baz istasyonu kullanan telefonun kapandığının anlaşılması ile sanığın, aracı hemen üçüncü bir kişiye devretmesi karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunu 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.