Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18768 E. 2014/11881 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18768
KARAR NO : 2014/11881
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır .Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar … ile ile … kardeş olup sanık …’ın ciro etmeksizin kardeşi … verdiği, borçlusu katılan, kefili katılanın kardeşi … olarak görünen 05.04.2007 düzenleme tarihli, 10.04.2007 vadeli 8.000,00 TL bedelindeki alacaklı kısmındaki hamiline yazısı çizilip sanık …’ün isminin yazıldığı senedi verdiği, sanık …’ın söz konusu senedi takasa koyduğunda protesto edilmesi üzerine icra takibine geçip ihtiyati haciz kararı almak suretiyle 02.05.2007 tarihinde senet bedelini tahsil ettiği somut olayda;
1- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 25.02.2009 tarihli karar suretine göre Adli Tıp Kurumundan alınan 30.12.2008 tarihli bilirkişi raporuna göre senetteki borçlu ve kefil imzalarının sahte olduğu gerekçesi ile takibin durdurulduğu, soruşturma aşamasında alınan polis kriminal laboratuvarının raporuna göre de senetteki imza ve yazıların sanık …, katılan ve kefil …’a ait olmadıklarının tespit edildiği, sanık …’ün savunmasında, katılanın suça konu senedi tanıklar …, … ve ismini bilmediği bir şahsın yanında verdiğini beyan etmesine rağmen ismi geçen tanıkların senet alış verişine şahit olmadıklarını beyan etmeleri karşısında resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanık …’ün hisse devri karşılığında senedin kedisine verildiğini söylemesine rağmen senet alacaklısı olarak kardeşi olan diğer sanık …’ün isminin yazılı olması ve senette sanık …’ın cirosunun bulunmaması, suça konu senedin sanık … tarafından tahsil edilmesi karşısında her iki sanığın birlikte hareket ederek nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 180 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “180 gün”, “150 gün” ve “3.000,00’er TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.