YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18922
KARAR NO : 2014/11899
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde sanıklardan …’nin müşteki İldeniz ile askerlik arkadaşı olması nedeniyle tanıştığı, müştekilere “zeytinlerinizi pazarlayabilirim” diye yakınlık kurduktan sonra bir adet … altını gösterip, “bundan bende 1.000 tane daha var, 10.000 TL’ye satarım” diye söylediği, müştekiler bu altını kuyumcuya gösterip gerçek altın olduğunu öğrenince, diğer altınları almak için 10.000 TL hazırlayan müştekiler İldeniz, … ve …’un Denizli’ye gelerek sanık … ile buluştuğu, …’nin “altınlar kayın biraderimin evinde” diyerek müştekileri önceden tanıdığı …’nın evinin önüne getirdiği, burada 10.000 TL’yi alarak “siz bekleyin içeriden altınları alıp geliyorum” diye eve yöneldiği, bu arada …’nın …’yi görüp eve aldığı, bir süre bekleyen müştekiler eve bakmak için giderken …nın kapıya çıkarak, “duvardan atlayıp gitti” diye cevap verdiği, müştekiler çevreden araştırdıkları ancak sanık …’yi bulamadıkları, böylece sanıkların birlikte hareketle fikir ve irade birliği içinde katılanları dolandırmaları şeklinde gerçekleşen olayda sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıklar haklarında kurulan hükümlerde, yer alan “30 gün ve 600 TL adli para cezası” ibarelerinin çıkartılarak yerine “5 gün ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, ibareleri eklenmek suretiyle, diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/06/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.