YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18928
KARAR NO : 2013/16506
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmadığından tebliğnamedeki bu yönden bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
Somut olayda; katılanın miras yoluyla kendisinde müşterek mülkiyet halinde ortağı olduğu taşınmazların, Sulh Hukuk Mahkemesince izale-i şuyuu davası neticesi satışının yapıldığı, Erbaa İzale-i Şuyuu Satış Memurluğunca katılan adına bankada hesap açtırıldığı ve adına 29.06.2007 tarihinde 1760 TL yatırıldığı, katılanın miras davası ve taşınmazın satışıyla ilgili 18.02.2002 tarihinde sanığa vekaletname verdiği, ancak bu vekaletnameyi Muğla 4. Noterliğince 24.11.2006 tarihinde düzenlenen azilname ile geçersiz kıldığı ve bu azilnamenin sanığa 04.12.2006 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın azilnamenin kendisine tebliğinden sonra, azilname ile geçersiz kalan vekaletname kullanarak bankada katılan adına yatırılan parayı çekmesi şeklinde gerçekleşen eylemin TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.