Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19141 E. 2013/4341 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19141
KARAR NO : 2013/4341
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Basit Yaralama ve Basit Yaralamaya Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; sanığın, alkollü bir şekilde 26/05/2008 tarihinde katılana ait … yerine gittiği, katılandan çay istediği, tanık Zekeriya’nın çay olmaması sebebiyle neskafe götürdüğü, bir süre sonra boş bardakları almak için geri döndüğünde bardakları yere atarak kırdığı, katılanın kendisini uyarması üzerine bu sefer çevredeki şahısların duyabileceği şekilde katılanın … yerinin önünde katılana sinkaflı şekilde alenen hakaret ettiği, tanıkların sakinleştirmeye çalıştığı, bir süre sonra katılanın bakkal dükkanına girip katılanı yaralamaya çalıştığı ancak çevrede bulunan tanıkların araya girmesi ile katılana vuramadığı, bu sefer de sinirlenerek katılana ait bakkal dükkanın dağıttığı ve sigara rafına tekme atarak yaklaşık 150,00 TL maddi zarara neden olduğu, daha sonra olay yerinden ayrıldığı ancak birkaç saat sonra aynı saikle katılanın … yerine gelerek katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettiği ve katılana ait ekmek dolabının camını kırarak yaklaşık 50,00 TL maddi zarara neden olduğu şeklinde gerçekleşen eyleminin mala zarar verme, hakaret, basit yaralama ve basit yaralamaya teşebbüs suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında basit yaralama, hakaret ve basit yaralamaya teşebbüs suçları nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, sanığın sabıkasız olduğunun anlaşılması, yaralama, yaralamaya teşebbüs suçlarından dosyaya yansıyan, katılan tarafından ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının katılandan sorulup bir saptama yapılmadan ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın işlemiş olduğu yaralama, yaralamaya teşebbüs ve hakaret eylemlerinden dolayı “zarar giderilmediği” biçimindeki yetersiz gerekçe ile CMK’nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.