Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19170 E. 2014/12245 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19170
KARAR NO : 2014/12245
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; suç tarihinde katılan … ile birlikte Zonguldak M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığın, katılanın aynı cezaevinde bulunan arkadaşı … ‘in bulunduğu koğuşa geçmek istediğini öğrendiği, bunun üzerine sanığın, katılana cezaevi müdürünün kendisini hastaneye götürmediğini, bu nedenle şikayette bulunduğunu, şikayetinden vazgeçmesi için müdürün ne isterse yapacağını, cezaevinde bitiremeyeceği iş olmadığını söyleyerek arkadaşı olan … ‘in kaldığı koğuşa geçirebileceğini vaadettiği, bunun için para lazım olduğunu söyleyerek daha önceden aynı koğuşta bulunan tanık …’tan temin ettiği …’in kızkardeşine ait banka hesap numarasını verip 900 TL yatırmasını istediği, katılanın, dışarıda bulunan akrabaları vasıtasıyla banka hesabına 900 TL yatırttığı, sanığın daha sonra bu parayı bankadan çektirip cezaevindeki hesabına … ismiyle yatırılmasını sağladığı ve bu şekilde hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin ettiği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkartılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.