Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19185 E. 2014/12280 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19185
KARAR NO : 2014/12280
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, suç tarihinde diğer sanık (…) … ile resmi nikahlı evli olduğu, mağdur …’ün evlenme niyetinde olduğunu öğrenmesi üzerine bir şekilde mağdurla tanışarak kendisiyle evlenebileceği vaadinde bulunduğu, ancak bunun için 5.000 TL başlık parası, bir takım ziynet eşyası ve elbise istediği, mağdur …’in sanık …’in isteklerini yerine getirdikten sonra sanık …’le gayri resmi bir şekilde evlenerek birlikte yaşamaya başladıkları, dört gün sonra diğer sanık …’nin mağdur …’e ait eve gelerek sanık …’in resmi nikahlı eşi olduğunu ve götüreceğini söylediği, mağduru da şikayetçi olması durumunda başının derde gireceğini söyleyerek korkuttuğu, sanıkların birlikte Akşehir ilçesine döndükleri ve mağdurun kendilerini şikayet etmesinden çekindikleri için Cumhuriyet Başsavcılığına giderek mağdur …’in sanık …’i zorla kaçırdığı ve kendilerini tehdit ettiği iddiasıyla şikayette bulundukları, yapılan soruşturma neticesinde mağdur … hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, sanıkların bu şekilde fikir
ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık ve iftira suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
1-Sanık … hakkında iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
TCK’nın 50/6. maddesinin tedbirlerle sınırlı olduğu gözetilmeksizin, aynı Kanun’un 52/4 maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine dair ihtarı yerine, sanığın seçenek yaptırım olan adli para cezasını ödemediği takdirde hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verileceğine dair ihtarda bulunulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkartılarak yerine “TCK’nın 52/4 maddesi gereğince; taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve iftira suçlarından, sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Bozma sonrası yapılan yargılamada mağdur …’in, sanıkların olay nedeniyle aldıkları parayı geri iade ettiklerini, ancak ziynet eşyalarını geri vermediklerini, sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdurdan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulup neticesine göre sanık … hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b)TCK’nın 157/1 maddesine göre dolandırıcılık suçunda hapis cezası yanında ayrıca adli para cezası öngörüldüğü halde sadece hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
c)Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükümde, TCK’nın 50/6. maddesinin tedbirlerle sınırlı olduğu gözetilmeksizin, aynı Kanun’un 52/4 maddesi
uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine dair ihtarı yerine, sanığın seçenek yaptırım olan adli para cezasını ödemediği takdirde hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verileceğine dair ihtarda bulunulması,
d)Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 09/06/2014 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanık …’nin hüküm tarihinden sonra 08/01/2014 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davalarının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.