YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19198
KARAR NO : 2014/12283
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fail, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’in, kendisiyle aynı ismi taşıyan ve kızkardeşinin eşi olan şikayetçi Nureddin’e ait kimlik bilgilerini ele geçirip sahte nüfus cüzdanı oluşturduktan sonra üzerine kendisine ait resmi yapıştırdığı ve Denizbank Adana Şubesi’nden sahte nüfus cüzdanıyla 2.100 TL’lik kredi kullandığı, ilk 3 taksidini ödedikten sonra geri kalan kısmını ödeyememesi üzerine banka tarafından şikayetçi hakkında icra takibi başlatılması sonucu durumun ortaya çıktığı, sanığın yargılama sırasında zararın tamamını giderdiği sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas alınan 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve 647 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre erteli 1 yıl hapis, 343 TL adli para cezasından ibaret mahkumiyet kararının verildiği 29.03.2005 tarihinden itibaren 5 yıllık deneme süresi geçmeden bu suçun işlenmesi karşısında tebliğnamedeki tekerrür uygulamasının hatalı olduğuna dair düşünceye iştirak edilmemiş, “29.09.2008” olan suç tarihinin ve tekerrüre esas alınan ilamın “2005/402” olan karar numarasının mahallinde düzeltilebilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.