YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19199
KARAR NO : 2014/12440
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Fiile marûz kalan tanık …’nin 13/08/2009 tarihli savcılık ifadesinde; sanığı teşhise elverişli fotoğraflarından kesin surette teşhis etmesi, benzer teşhisleri hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında tekrarlamış olması, Hts kayıtlarının şikayetçi ve tanığın anlatımlarını desteklemesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin,
başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Tekfenbank-Bakırköy şubesi nezdinde hesabı bulunan …Ltd. Ticari ünvanlı şirkete teslim edilen ve 03/03/2007 tarihi itibariyle “boş olarak çalıntı” ihbarı yapılan koçana dahil suça konu 4707194 seri nolu çek yaptığının sahteliğini bildiği ileri sürülen sanığın; katılanan ait işyerine, satış yetkisi bulunmayan tanık …’nin (şikayetçinin kardeşi ) olduğu bir zaman diliminde( açık kimliği belirlenmeyen bu nedenle evrakı tefrik edilip Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/35743 no’suna kaydedilen kişi ile) gelerek “kombi” satın alacağını söylemesi, tanığın “satış yetkim yok” demesi üzerine, ondan aldığı ve şikayetçinin kullandığı … no’lu cep telefonu hattını adına kayıtlı olduğu anlaşılan …5677 nolu hattan araması, şikayetçinin telefonda sanığa “…bayii ile görüşüp… tekrar görüşmemiz lazım…” demesine rağmen, bu durumu saklayıp tanık …’ye “..abinizle anlaşmaya
vardık…” yalanını söyleyerek kombi cihazını alıp suça konu çek yaprağını cirosu olmaksızın vermesi eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “Resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara yönelen sanığın temyiz itirazının incelenmesinde;
Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” kararı temyizi değil, itirazı kabil nitelikte olduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 264. Maddesine göre, kanunun yolunun ver merciinin belirlenmesi yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın 09/03/2010 havale tarihli dilekçesiyle, vaki başvurusu “itiraz” niteliğinde kabul edilerek, gereğinin merciince takdir ve ifasının temin amacıyla mahalline iletilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkûmiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.