YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19201
KARAR NO : 2014/12284
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit ve nitelikli dolandırıcılık, özel ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa
bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Kendisini Michelin firmasının temsilcisi “ …” olarak tanıtan ve yakalandığında üzerinden bu isimde sahte nüfus cüzdanı çıkan sanık …’in, katılan …’e … firmasından promosyonlu oto lastikleri alabileceğini ancak bunun için aynı kişiye ait seri çekler verilmesi gerektiğini söylediği, katılan …’in de bu teklifi kabul ederek sanığa 6 adet çek ile birlikte sanığın çalıştığı isyerindeki pos cihazını kullanarak kredi kartından 25.000 TL çektirmek suretiyle bu miktar parayı da sanığa verdiği, sanığın da almış olduğu bu çekler ve para karşılığında katılana farklı banka şubelerine ait farklı keşideciler tarafından keşide edilmiş 06.09.2007 keşide tarihli 35.000 TL bedelli, 20.09.2007 keşide tarihli 9.000 TL bedelli, 26.09.2007 keşide tarihli 23.000 TL bedelli, 15.09.2007 keşide tarihli 8.250 TL bedelli, 03.09.2007 keşide tarihli 23.500 TL bedelli, 18.09.2007 tarihli 14.500 TL bedelli, 18.09.2007 keşide tarihli 22.500 TL bedelli çekleri … sahte kimliği ile ciro edip verdiği, sanığın vaadettiği lastik ve promosyonları alamayan katılan …’in çekleri sordurduğunda sahte olduğunun anlaşıldığı, bu çeklerden Akbank ve Halkbank … Şubesine ait 3 adet çekin “…., …” sahte kimliği ile açılmış çek hesaplarına ait olduğu, diğer bankalara ait çekleri de sanığın bir şekilde eline geçirerek doldurduktan sonra ciro ettiği, ekspertiz raporuna göre suça konu çeklerdeki el yazıları, ciro ve imzalarının sanığın eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, yine sanık …’ın aynı şekilde katılan … da kendisini “ …” olarak tanıtıp bu isim adına düzenlenmiş sahte kimliği kullanarak promosyonlu oto lastiği alım satımı hususunda katılan …. sözleşme imzaladığı ve karşılığında katılandan üç adet çek alıp sözleşmeyi de “ …” olarak doldurup imzaladığı, ancak sanığın katılan … da lastik veya promosyon vermediği gibi aldığı çekleri de geri iade
etmediği ve bu şekilde sanığın, katılan …’e yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik; katılan Özkan’a yönelik de basit dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda;
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve basit dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Sanık hakkında tayin olunan 3393 gün adli para cezasından TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken sonuç gün miktarının “2827 gün” ve buna bağlı olarak sonuç cezanın “282.700 TL” yerine ; hesap hatası yapılarak “2728 gün karşılığı 272.800 TL” olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Katılan …’in yargılama aşamasındaki ifadesinde ; 6 adet çek ile 25.000 TL parayı sanığa verdiğini, daha sonra sanığın çek bedellerini ödeyemeyeceğini söyleyerek buna karşılık müşteri çeki vermek istediğini ve suça konu 6 adet sahte çeki ciro ederek kendisine verdiğini beyan etmesi karşısında; suça konu sahte çeklerin önceden doğmuş borca karşılık teminat olarak verildiği anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, ancak sanığın sahte isim kullanıp kendisini … firmasının yetkilisiymiş gibi tanıtarak promosyonlu lastik alacağı vaadinde bulunup katılandan 6 adet çek ve 25.000 TL almasından ibaret eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.