YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19269
KARAR NO : 2014/12005
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin şirketinde çalışan tanık …’ın, benzin istasyonuna araç ile mal verdiği sırada, kendisini Yağız olarak tanıtan sanık …’ın tanığa, mallarını beğendiklerinden sipariş vereceklerini belirterek telefon ve adres bilgilerini aldığı, daha sonra şirkete ürün siparişi vermek amacıyla fiyat listesi istediği, kendisine verilen fiyat listesini onaylayarak işlettiğini söylediği benzin istasyonuna promosyon amaçlı olarak 200 ve 500 gramlık … marka helvadan 300 kg gerektiğini, söz konusu malları Pendik’te olduğunu belirttiği adrese indirmelerini söylediği, şikayetçi ile çalışanı tanık …’nin suç tarihinde Pendik’teki adrese giderek buluşmak için telefonlaştıkları, malların teslim edileceği adresi daha önce …’le kararlaştıkları üzere Kaynarca mahallesindeki … apartmanı olarak gösterip buraya indirmelerini şikayetçiden istediği, söz konusu adreste sanık …’in beklediği, sanığın bu şekilde tanık Emre ve … malları indirmeye göndererek şikayetçiye kendisine ait olduğunu söylediği çay bahçesinde konuşmayı teklif ettiği, tanık … belirtilen adrese malları bıraktıktan sonra beraberinde gittiği şahsın olay
yerinden ayrılabileceğini, anahtar beklediğini ifade ettiği, bunun üzerine tanık … malları bıraktığı yerden ayrıldığı, bu sırada sanık …’ın şikayetçiye tanıştırmak istediği babasını alıp getireceğini belirterek şikayetçinin yanından ayrılıp bir daha dönmediği, bunun üzerine … ve şikayetçinin malların bırakıldığı yere gittiklerinde sanıkların malzemelerle birlikte kaçtıklarını gördükleri anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyları ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.