YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19287
KARAR NO : 2014/12009
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında verilen hükmün niteliğine göre katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı ya da kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; aralarındaki hukuki ilişkiye dayanarak suça konu senedi sanığa veren katılanların bu borçlarını tanık …’nın yardımı ile ödemelerine rağmen, sanığın tahsilât sırasında iade etmesi gereken senet yerine renkli fotokopisini verdiği ve daha sonra bu senet aslını icraya vererek takip
başlatmak suretiyle dolandırıcılık ve bedelsiz senedi kullanma suçlarını işlediği iddia olunmuş ise de; sanığın savunmalarında alacağını haricen tahsil edemediğinden takip yaptığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, tanık …’nın katılan … ile birlikte sanığa 3000 TL ödeme yaptıklarını ve sanığın bu senedi katılana iade ettiğini, senedin arkasındaki ciroyu bizzat kendisinin yırtığını beyan etmesine rağmen takibe konu senet aslı ile katılanlara iade edildiği iddia olunan senet fotokopisi incelendiğinde, katılanlarda bulunan fotokopi senedin ortadan yatay olarak ikiye bölündüğü, senedin arka yüzündeki cironun da yerinde durduğu, tanığın ısrarla cironun bulunduğu kısmı yırtığını iyi hatırladığını beyan ettiği dikkate alındığında, katılanların kendilerine sanık tarafından iade edildiği belirtilen ve dosyada fotokopisi bulunan senedin iade edilen senet olmadığı, fotokopisinin sanığa verilmeden önce de çekilmiş olabileceği, tanık beyanının somut olay ile örtüşmediği, ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 tarih ve 1998/1-1989/2 E-K sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olmasına rağmen, katılanların borcu ödediklerine dair yazılı delil ibraz edememeleri hususları gözetilerek, mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.