Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19331 E. 2014/12315 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19331
KARAR NO : 2014/12315
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Sanık …’ın, gerçekte hissesi bulunmadığı halde katılan …’e S.S. … Konut Yapı Kooperatifinde hissesi olduğunu söyleyerek dairesini satmayı teklif ettiği, sanığın kendisini kooperatife götürüp daireyi gezdirmesinin ardından katılanın teklifi kabul ettiği, dairenin 33.000 TL bedelle satışı konusunda anlaştıkları, noterde üyelik hakkının devrine dair sözleşme imzaladıkları, katılanın sözleşmenin imzalanmasından sonra kooperatif başkanı ile görüşmek istediğini söylemesi üzerine sanık …’ın katılanı bir süre oyaladıktan sonra dükkanına götürdüğü, dükkanına gelen

kardeşi sanık …’i kooperatif başkanı … Karabükü olarak tanıttığı, sanık …’in sanık …’ın kooperatifte dairesi olduğunu, satışa engel bir durum olmadığını söyledikten sonra tanık Nejdet’in hazırladığı sözleşmeyi sanık …’ın imzaladığı, sanık …’in de ” … Yapı Kooperatifi Başkanı olarak Uygundur … ” yazıp imzaladığı, sözleşmenin ardından katılanın anlaştıkları üzere 20.000 TL’yi sanık …’a verdiği, katılanın babası …’ın birkaç gün sonra kooperatife gittiğinde kooperatif başkanının tanık … olduğunu, sanık …’ın kooperatifte dairesi bulunmadığını öğrendiği, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık, sanık … için ayrıca resmi belgede sahtecilik, sanık … için ise ayrıca özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan , sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-d. maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmadığından, sanıkların gerçekte olmayan kooperatif hissesinin devrine ilişkin noterde sözleşme düzenleyerek menfaat temin etme eyleminin 5237 sayılı TCK’ nın 157/1. maddesinde yazılı suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sahte olduğu iddia ve kabul edilen taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin aslı bulunmayıp dosyada bulunan fotokopisi üzerinde de iğfal kabiliyeti hususunda inceleme yapılamayacağı cihetiyle bu belge açısından özel belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.