Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19355 E. 2014/12157 K. 17.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19355
KARAR NO : 2014/12157
KARAR TARİHİ : 17.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, temyiz incelemesi dışındaki … ve … ile birlikte şikayetçinin evine gittikleri, kendilerini … görevlisi olarak tanıttıkları, sanık …’in şikayetçiye kaçak elektrik kullandığını, bunun için 7.500 TL cezai işlem uygulayacaklarını, ancak anlaştıkları taktirde cezayı 1.000 TL’ye kadar düşürebileceklerini söylediği, bu sırada … ve …’ın da evin girişinde bulunan elektrik sayacı ile uğraştıkları, sonrasında …’ın kaçak elektrik kullanıldığına dair zabıt varakası düzenlediği, bunun üzerine şikayetçinin üzerinde 1.000 TL parası olmadığını, komşularından parayı bulduktan sonra gelmelerini söyleyerek cep telefon numarasını sanık ve arkadaşlarına verdiği, sanıkların evden ayrılmasından sonra şikayetçinin durumu … görevlilerine bildirerek şikayetçi olması üzerine, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memurları ile birlikte seri numaraları tespit edilen 1.000 TL’nin hazırlandığı, sanıkların şikayetçiyi telefonla arayıp parayı almak için buluşma yeri bildirdikleri, şikayetçinin polislerle birlikte olay yerine gittiği ve otomobil içerisinde beklemekte olan sanık ve arkadaşlarının yanına giderek 1.000 TL’yi verdiği sırada görevli polis memurlarının sanık … ile … ve …’ı yakaladıkları anlaşılmakla; eylemin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.