YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19370
KARAR NO : 2014/12207
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın, katılana 125 TL karşılığında bir adet yatak örtüsü takımı sattığı, karşılığında senet düzenlediği, katılan tarafından imzalanan senedin ön yüzünde tahrifat yapmak suretiyle 125 TL olan senet bedelini 625 TL haline getirdiği ve Akhisar 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2981 esas sayılı takip dosyası ile katılan hakkında icra takibi yaparak sahte senedi işleme koyduğu, katılan tarafından senet bedelinin icra dairesine ödendiği, bu suretle icra müdürlüğünün araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, İzmir Kriminal Polis Laboratuarı’nın 16.06.2008 tarih, 2008/1386 sayılı bilirkişi raporuna göre; senedin yazıyla değer belirtilen bölümünde yer alan “altı” ibaresi ile rakamla değer gösterilen bölümde yer alan “625” rakamlarının farklı ikinci bir mürekkepli kalemle yazıldığı, senet değerinin tahrifat neticesinde “625” (AltıyüzyirMİBeş yetele) olarak değiştirildiği, borçlu imzalarının … eli ürünü olduğu, ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazıları (tahrifat neticesinde sonradan yazılan ibareler dahil) ile …’nın mukayese el yazıları arasında uygunluklar bulunduğu, anılan el yazılarının …’nın eli ürünü oldukları anlaşılmakla, sanığın söz konusu eylemleriyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde “120 gün” uygulanması;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.