Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19372 E. 2014/12209 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19372
KARAR NO : 2014/12209
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nın, Tekirdağ’da birlikte askerlik yaptığı askerlik arkadaşı tanık …’ü telefonla arayarak kazı sırasında para bulduklarını söyleyip, yardımcı olmasını istediği, tanık …’in, durumu eniştesinin amcasının oğlu olan şikayetçi …’a anlattığı ve onun isteği ile İstanbul’dan İzmir’e geldiği, sanıkla buluşup bir adet numune altın aldığı, tanığın, şikayetçi ile numune altını İstanbul’da gösterdiklerinde Osmanlı’nın son dönemine ait altın olduğunu tespit ederek diğer altınları 20.000 TL’ye satın almak hususunda anlaştıkları ve tanık … ve şikayetçinin tekrar İzmir’e gelerek Altındağ semtinde sanık ve eniştesi olduğunu söylediği kimliği tespit edilemeyen … ile buluştukları, sanık ve … isimli şahsın içinde altın olduğunu söyledikleri bir çanta gösterdikleri, şikayetçinin 20.000 TL parasını aldıkları ve “ses yapmasın, elbiseye saralım” deyip çanta ve para ile beraber kaçtıkları, sanığın, bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “1000 gün” ve “20.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.