Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19445 E. 2014/11960 K. 16.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19445
KARAR NO : 2014/11960
KARAR TARİHİ : 16.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın kombi satışı yaptığı, olay günü işyerine gelen sanığın kendisine bir kartvizit uzattığı, bu kartvizitin arkasında “… bey, gönderdiğim arkadaş yabancı değil üniversitede eğitim fakültesinde görevli yardımcı olursan sevinirim … ” şeklinde ibarenin bulunduğu, ancak kendisinin böyle birini tanımamasına rağmen üniversitede tanıdığı öğretim görevlileri olduğu için sanığa, 1600 TL bedelinde kombi verdiği, karşılığında 5 adet 320 TL tutarında senet tanzim ettiği, bu kişiye kimliğini vermesini nüfus cüzdanındaki TC numarasını senetlere yazması gerektiğini söylemesi üzerine, sanığın kimlik vermeyerek, adının … olduğunu, kimlik numarası olarak 26090309457 numarasını söylediği, ayrıca kendisinin … Mahallesi ….Sokak … Apartmanı Daire :…’ da ikamet ettiğini beyan ettiği, ancak sanık gittikten sonra katılanın söz konusu TC numarasından yaptığı sorgulamada bu numaranın başka bir şahsa ait olduğunu gördüğü, sanığın söylediği adrese gittiğinde ise böyle bir adresin bulunmadığını öğrendiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.