Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19490 E. 2014/12328 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19490
KARAR NO : 2014/12328
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5395 sayılı Kanunun 3/a-2. maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde yaşlı olan müştekinin evinin penceresine vurarak kendisinin doktor olduğunu söyleyerek müştekiden 1000 TL karşılığında masaj aleti vereceğini ve hergün müştekinin evine bir hemşirenin masaj yapmaya geleceğini söylemek suretiyle müştekinin güvenini kazandığı, müştekinin de sanığa 500 TL para verdiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin anlaşıldığı olayda; müşteki,sanık ve tanık beyanları, parmak izi ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğu dikkate alınarak, bu yönde düzeltilerek onama isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suç tarihinde 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuk hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 5237 sayılı TCK’nın 31/3 maddesi gereğince 1/3’ü oranında indirim yapılması gerekirken bu madde uygulanmayarak fazla ceza tayini;
2-5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuk için hükmedilen hapis cezası nedeniyle hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1. maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında, TCK’nın 157/1 ve 31/3, 62. maddeleri uygulanarak 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 16 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” fıkrasının eklenmesi,ve TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.