Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19497 E. 2014/4325 K. 10.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19497
KARAR NO : 2014/4325
KARAR TARİHİ : 10.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.
Merkezi … ‘de bulunan… Yayıncılık Pazarlama Matematik Eğitim Hizmetleri Limited Şirketinin … Şubesinin yetkilileri olan sanıkların, kapıdan satış yöntemiyle şirketin ürettiği eğitim setlerini pazarladıkları, şirketin pazarlama elemanı olan sanık …’ın, katılanın evine gelerek Kültür bakanlığı bünyesinde eğitim seti sattıklarını ve ayrıca şirkete ait dershanede ücretsiz olarak özel eğitim verdiklerini söyleyerek katılana eğitim setini sattığı, 06/01/2009 tarihli satış sözleşmesi ile 790 TL fiyata eğitim setini satın alan katılanın sonrasında yaptığı araştırma neticesinde; çocuklara herhangi bir özel eğitimin verilmediğini tespit etmesi üzerine şirket yetkililerinden parasının iadesini istediği; ancak sözleşmeye göre yedi günlük iade süresini geçirdiği gerekçesiyle parasının iade edilmeyerek haksız menfaat temin edildiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; katılan ile … Yayıncılık Pazarlama Matematik Eğitim Hizmetleri Limited Şirketi arasında imzalanan 06/01/2009 tarihli satış sözleşmesinin içeriği incelendiğinde; şartların açıkça yazılı olduğu, sözleşmede cayma hakkının büyük puntolarla belirtilerek ödeme şartları, vade ve miktarlarının açıkça gösterildiği, sözleşme içeriğinde; dershanede veya başka bir yerde özel olarak herhangi bir eğitim verileceğine dair bir açıklamanın bulunmadığı gibi, sanıkların aşamalarda verdikleri ifadelerinde; eğitim setinin dışında ayrıca özel ders verileceğine ilişkin bir vaatte bulunmadıklarını, sadece eğitim CD’lerin kullanımı hususunda özel olarak destek verdiklerini savundukları ve ayrıca sanıkların ibraz ettikleri iade makbuzlarına göre de; cayma hakkını kullanan veya maddi imkansızlık nedeniyle ödemeyi yapamayan bir çok kişinin parasının iade edildiği dikkate alındığında, sanıkların, dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek nitelikte hileli hareketler sergilediklerine ilişkin somut ve kesin bir delil elde edilemediği, kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı; ve hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağına ilişkin temel ilkeler dikkate alındığında; uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu ve dolandırıcılık suçunun oluşmadığına yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.