YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19779
KARAR NO : 2014/12577
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın suç tarihinden bir hafta kadar önce asker arkadaşı … Şafak’ı cep telefonundan arayarak, bir yakınının tarlasında altın bulduğunu satmak istediklerini söylediği, …’in parasının olmadığını, durumu dayılarına ileteceğini bildirdiği, …’in dayısı olan katılanın, şüpheli ile telefonla görüştükten sonra olay günü saat 10:00 sıralarında ağabeyi tanık … ile birlikte Denizli iline geldiği, garajda kendilerini karşılayan sanık ve akrabası olduğunu söylediği açık kimliği tespit edilemediğinden soruşturma dosyası tefrik edilen … … isimli şahıs ile birlikte .. Caddesi yakınına geldikleri, tanık …’in geldikleri yerde kaldığı, katılan ve sanığın … Caddesinde yürüdükleri sırada sanığın katılandan altınları getireceğini söyleyerek 6.500 TL parayı aldığı, kısa süre sonra katılanı arayarak paranın eksik olduğunu söylediği,bu sebeple katılanın ağabeyi …”in yanına gidip geri döndüğünde … … isimli şahsın da olmadığını gördüğü, sanığın 24.10.2008 günü saat 15:00 sıralarında … Köyü yolu üzerinde uygulama yapan Jandarma tarafından müştekiyi dolandırmak amacıyla bulundurduğu, ancak kullanmadığı 285 adet sarı renkli altın görünümlü metal parçaları ile yakalandığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.