YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19990
KARAR NO : 2014/5170
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz istemi bulunmadığınınanlaşılması karşısında sanıklar …,… ve … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak, yine sanıklar hakkında kurulan beraat hükmünün niteliği gereği katılanın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak Kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar…ile …’in kardeş olup sanık …’in de sanıklar… ve …’in babası olduğu, sanık …’in araba tamircisi olan katılan ile araç tamiri nedeniyle işyerine birkaç kez gitmesi nedeniyle tanıştığı, olay tarihinde sanık …’in kendilerine ait olan … plaka sayılı araçlarında motor arızası olduğunu söyleyerek tamir için katılana ait işyerine getirdiği, sohbet sırasında aracı isterse kendisine satabileceklerini söylediği, katılanın da teklifi kabul etmesi üzerine haricen aracı satın aldığı, 1 hafta kadar sonra sanık …’in katılanın işyerine geldiği, aracın bedeli olarak 10.750 TL’ye anlaştıkları, katılanın 750 TL’yi nakit olarak sanık …’e verdiği, ayrıca 1 Ekim 2008 tarihinde ödenmek üzere de 10.000 TL bedelli senet düzenlediği, sonrasında aracın resmi olarak devrini almak için sanıklarla irtibata geçtiği, sanıkların katılanı oyalayarak aracın devrini vermeye yanaşmadıkları, aracın kayıt sahibi olan sanık …’in …’da olduğunu, gelince işlemleri yapacaklarını söyleyerek atlattıkları, katılanın bu arada parça parça olmak üzere sanıklara 6.700 TL ödediği, geriye 3.300 TL borcu kaldığı, aracın devrini vermedikleri için de bu borcu sanıklara ödemediği, aracı da 8.000 TL karşılığında tanık …’a sattığı, sanıklara bu hususta bilgi verdiği, sanıkların da aracın devrinin verileceği konusunda katılana vaatte bulundukları, ancak bir süre sonra araç kayıt sahibi olan sanık …’in aslında borcu olmadığı halde aracın … İcra Müdürlüğünün 2008/2141 takip sayılı dosyası üzerinden haciz koyularak tanık …’dan alındığı, ertesi gün icra dosyasında alacaklı olarak görünen sanık …’nun da muvafakatı ile araç üzerindeki haciz kaldırılarak aracın tekrar kayıt sahibi sanık …’e teslim edildiği, aracı bu şekilde geri alan sanıkların kendisinden aldıkları 6.700 TL’yi geri ödemedikleri gibi, ellerinde kalan 10.000 TL’lik senedi de iade etmedikleri, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda, sanıkların suça konu senedin sanık … ile katılan arasında önceden var olan alacak borç ilişkisine dayandığı, katılanın aracın kalan borcunu ödememesi nedeniyle aracın devrini vermediklerine dair savunmaları ile katılan aleyhine sanık … tarafından 10.000 TL bedelli senedin icraya konulduğunun anlaşılması karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki mahiyette olup suçun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.