YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19999
KARAR NO : 2014/12480
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanık müdafiinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yol kenarında bekleyen mağdurun yanına yaklaşarak, kendisinin polis olduğunu ve üstünü arayacağını söyleyerek mağdurun üzerinde arama yaptığı, mağdurun cebinde bankamatik kartını görünce, bu aralar dolandırıcılık olayları olduğunu, bu konuda araştırma yaptığını, birlikte para
çekmeye gitmeleri gerektiğini söylemesi üzerine birlikte bankaya gittikleri, mağdurun bankamatikten 305 TL para çektiği, bir süre birlikte yürüdükten sonra sanığın, paranın sahte olup olmadığını polis merkezinde kontrol ettikten sonra mağdura parasını teslim edeceğini söyleyerek elinden parasını aldığı ve yol kenarında duran bir aracın, resmi ekip aracı olduğunu söyleyerek, o polisten aracın anahtarını isteme bahanesiyle aracın yanına gittikten sonra ortadan kaybolduğu, sanığın suçunu ikrar ettiği, böylece sanığın hileli hareketlerle mağdur aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve mağdur beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini
b)Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”10 gün”, ”5 gün”, ”4 gün” ve ”80 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” , ” 2 gün ”, ” 1 gün ” ve ” 20 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükmün ilgili kısmına “TCK’nın 52/2” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.