YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20001
KARAR NO : 2014/12508
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanıkların, fakirlere yardım topladıklarını belirterek müştekinin evine geldikleri, müşteki ve kayınvalidesi …’nın yardım amaçlı olarak bu kişilere makarna ve çay verdikleri, sanıklar ve müştekinin bu vesileyle sohbet etmeye başladıkları, müştekinin, eşiyle arasının kötü olduğunu söylemesi üzerine, sanıkların, muska yapabileceklerini söyledikleri, sanık …’in avluda tanık …’yı oyaladığı sırada sanık … ile müştekinin evin içine geçtikleri, sanığın, müştekiden bir tane yumurta ve bez parçası getirmesini istediği, yumurtayı bezin içine koyan sanığın, müştekiden bunu kırmasını istediği, yumurtayı kıran müştekinin, yumurtadan bir muska çıktığını gördükten sonra sanığa kesin olarak inandığı, sanığın, müştekiye, kocasıyla arasının düzelmesi için bu muskaya sürekli bakmasını istediği, daha sonra da müştekiden altınları getirmesini istediği, gelen altınları bir bezin içine koyarak, bu bezi kocasının elbisesinin ceplerinden birine koyarak uzun süre dokunmamasını söylediği, müştekinin de, sanığın dediği gibi yaparak bezi götürüp içeri koyduğu, bu arada sanıkların evden gittikleri, müşteki akşam beze baktığında içinde altınların bulunmadığını gördüğü, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket edip, dini inanç ve duyguları istismar etmek suretiyle müştekiyi kandırıp altınları alarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve tanık beyanları, teşhis tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.