YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20064
KARAR NO : 2014/12549
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’ın dedesi müşteki İsmail tarafından bankaya yatırılmak üzere verilen 320 TL parayla Garanti Bankası İzmit Şubesine geldiği, sırada beklerken sanığın mağdurun yanına gelerek onunla sohbet edip yakınlık kurduğu, babasını tanıdığını söyleyerek güven telkin ettiği, mağdurun yaşının küçük olması nedeniyle vezne görevlisinin parayı almaması üzerine başka bir şubeye gitmek üzere birlikte dışarı çıktıkları, sanığın mağdura herhangi bir kıymeti bulunmayan bir miktar yabancı parayı vererek bozdurmasını istediği, mağdurdaki 320 TL’yi de bankaya yatıracağını söyleyerek aldığı ve başka bir banka şubesinde buluşmalarını söyleyip ayrıldığı, mağdurun sanık tarafından verilen yabancı parayı bozdurmak için kuyumcu olan amcasının dükkanına gittiği, paranın değer ifade etmediğini öğrenince buluşacakları banka şubesine gidip sanığı aradığı, ancak
bulamadığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, mağdur ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, mağdurun sanığı birçok kez teşhis etmesi karşısında ve hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınacak hükümlülüğün bulunması halinde, bunların en ağırının infaz aşamasında tekerrüre esas alınması gerektiğinden hareketle bu yönlerden bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.