Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20075 E. 2014/12553 K. 23.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20075
KARAR NO : 2014/12553
KARAR TARİHİ : 23.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki …’in yanında 14.12.2007 tarihinde çalışmaya başlayıp, 01.04.2008 tarihinde işten ayrılan ve çalıştığı dönemde alacakları toplamakla görevli olan sanığın, işyerinden ayrılmadan önce müştekinin alacağı olan tanıkların yanına giderek müştekinin alacaklarını istediği ve bu şekilde tanıklardan toplamış olduğu 800 TL miktarındaki parayı işyerine teslim etmeyerek teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu ve bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık, tanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, müştekinin yanından ayrıldıktan sonra, tanıklara giderek ve halen müştekinin yanında çalışıyormuş izlenimi vererek, müştekinin alacaklarını aldığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın müştekinin yanından ayrıldıktan sonra, hileli hareketlerle tanıklardan para aldığı dolayısıyla suç tarihinde sanık ile müşteki arasında hizmet ilişkisi kalmadığı anlaşılmakla bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün”, “75 gün” ve “1500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “120 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.