YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20221
KARAR NO : 2013/19111
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın …İlçesi … Köyü Muhtarı olduğu, 2002 yılı Doğrudan Gelir Desteği ödemesinde sanığın 180 dekar tarım arazisi ektiğini beyan ederek 2.430.000.000 TL destekleme parası aldığı, 2003 yılı Doğrudan Gelir Desteği ödemesinde 133 dekar tarım arazisini ektiğini beyan ederek 2.128.000.000 TL destekleme parası aldığı, 2004 yılı Doğrudan Gelir Desteği ödemesine esas teşkil edecek arazi tespit listesine de kendisine daha fazla ödeme yapılması için kendi adına 125 dekar, eşi …adına 125 dekar, oğlu …adına 200 dekar, diğer oğlu …adına 200 dekar, kızı şehriye … adına da 200 dekar olmak üzere toplam 850 dekar tarım arazisi işlettiği yönünde tespit ettirerek 2004 yılı itibariyle 17.000 TL destekleme parası almaya teşebbüs ettiği, ancak; köyde sanığın başkaları adına kayıtlı arazileri kendisi ve akrabaları adına yazdırarak fazla ödeme aldığına dair dedikodu çıkması üzerine tespit ettirdiği bu araziler için destekleme parası almak üzere müracaat etmediği, 2005 yılı Doğrudan Gelir Desteği ödemesine esas teşkil edecek arazi tespit listesinde ise kendisi adına 140 dekar, eşi …adına 90 dekar, oğlu …adına ise 90 dekar olmak üzere toplam 320 dekar tarım arazisini tespit ettirerek tespit listesine yazdırdığı, 2005 yılı itibariyle 3.500 TL destekleme parası almaya teşebbüs ettiği ancak bu durumun şikayetciler ve … Köylüleri tarafından farkedilmesi üzerine şikayetcilerin ve bir kısım … Köylülerinin 01.02.2006 tarihinde …İlçesi Öğretmenevi’nde Doğrudan Gelir Desteği Tespit Komisyonu Başkanı … ve … ile toplandıkları ve sanığın, şikayetcilerin ve bir kısım köylülerin tarım arazilerini kendisi ve akrabaları adına yazdığının tespitine yönelik bir tutanak düzenledikleri, bu nedenle sanığın 2005 yılı Doğrudan Gelir Desteği ödemesi için sunduğu arazi tespit listesinin komisyonca kabul edilmediği olayda;
1-Sanığın 2002, 2003 ve 2004 yıllarında işlediği nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının suç tarihi olan 2002, 2003 ve 2004 tarihleri ile temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanığın 2005 yılında işlediği nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak yapılan incelemede;
Suç tarihinin kesin olarak belirlenmesi ve belirlenecek suç tarihinin 01/06/2005 tarihinden önce mi sonra mı olduğunun tespit edilerek; 2005 yılında işlendiği iddia olunan kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçunun suç tarihi 01/06/2005 veya sonrası ise bu suç yönünden sanığın eylemine 5237 sayılı TCK hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 765 sayılı TCK hükümlerinin uygulanması,
Kabule göre de;
2002, 2003, 2004 ve 2005 yılları itibariyle birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde 765 sayılı TCK’nın 80. maddesi gereğince müteselsil suç hükümlerinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.