YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20230
KARAR NO : 2012/46199
KARAR TARİHİ : 24.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A-Mala zarar verme, kasten yaralama ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında hükmolunan cezalarınnın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’ un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanığın atılı suçlardan kurulan hükmümlere yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
B-Tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde ayrı yaşadığı eşi …’in de kaldığı, kayınvalidesi …’in dairesinin önüne gelerek, “seni ve kızını dağa kaldıracağım” demek suretiyle zincirleme şekilde basit tehdit suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5271 sayıl CMK’nun 237/1.maddesindeki, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabileceklerine dair hüküm ile aynı Kanun’un 238/2.maddesinde yer alan; duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulacağına dair düzenleme karşısında; suçtan zarar görenin soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçmiş olması kamu davası açılmasından sonra davaya katılmaya engel olmamakla birlikte, kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar suçtan zarar görenin şikayetçi olduğunu bildirmesi halinde 5271 sayılı CMK’nun 234. maddesindeki yasal hakları hatırlatılarak, aynı yasanın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması gerekeceğinden, somut olayda aynı zamanda mağdur sıfatı bulunan ve soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçen sanığın, kovuşturma aşamasında şikayetçi olduğuna ya da davaya katılmak istediğine dair bir beyanının bulunmadığı esasen hükmün müştekiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmakla; CMK nun 234. maddesinde yer alan hakları hatırlatılmamak suretiyle, davaya katılma hakkının kısıtlandığına dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Denetime elverişli, yasal ve yeterli gerekçe göstermeksizin sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.