Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20325 E. 2014/13313 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20325
KARAR NO : 2014/13313
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hükmü temyiz etmeyen sanıklar …’in kendisini …. olarak …’da … olarak tanıttığı, akrabaları olan diğer sanık … ile birlikte hareket ederek 04.01.2006 tarihinde aracını gazete ilanı ile satışa çıkaran katılan …’yi telefonla arayarak ilana konu aracı almak istediklerini söyleyerek katılanı, … semtine çağırdıkları, katılanın aracı dayısı … ile birlikte …’a götürdüğü,burada… ismi ile tanınan … ve …’ın aracı beğenerek anlaştıkları, bayram öncesi …’deki noterlerin işlerinin yoğun olduğunu, devir işlemlerinin …’da daha rahat yapılabileceğini belirtip Ziraat Bankası … şubesine…’dan havale geleceğini, bu parayı araç bedeli olarak ödeyeceklerini söyledikleri, 06.01.2006 tarihinde katılanın sanık … ile birlikte aracın devir işlemlerini yaptırmak üzere …Noterine gittikleri, katılanın dayısı …’ün de … ve … ile birlikte belirtilen banka önünde buluştukları, sanıkların önceden kurguladıkları şekilde hareket ederek, sanık …’in sanık …’ya paranın gelip gelmediğine bakmasını istediği, diğer sanığın bankaya girip geri çıkarak paranın gelmediğini, öğleden sonra geleceğini söylediği, birlikte sanıkların evlerine gittikleri evde sanıkların paranın…’dan niye gelmediği hususunda tartışmaya başladıkları, bu sırada katılan …’nin noterden telefon ederek paranın gelip gelmediğini sorduğu, aynı anda …’nın da “tamam para gelmiş bankaya gidiyorum” diyerek evden çıktığı, bu şekilde kandırdıkları …’ün de katılana arabayı devredebileceğini söylediği, bir süre sonra katılanın aracı devretmiş olarak diğer sanıkla birlikte sanıklara ait eve geldiğinde sanıkların “parayı henüz denkleştiremedik, bayramdan sonra vereceğiz” demeleri üzerine, katılan ve …’ün arabayı orada bırakmak istemedikleri, bu defa sanıkların bağıraşarak kendi aralarında kavga etmeye başladıkları, katılanın da bu senaryoya inandıkları, o ortamda fazla kalmamak için arabayı …’nın …’ndaki evine bırakarak oradan ayrıldıkları, sanıkların araç bedelini ödemedikleri olayda, sanık …’ın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 gün” , “250 gün” ve “5000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün”, “ 4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.