YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20372
KARAR NO : 2013/1400
KARAR TARİHİ : 28.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Dolandırıcılığa Teşebbüs, Resmi Belgede Sahtecilik, Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak ise hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Katılan …’e ait dolmuş hattında şoför olarak çalışan sanığın, katılanın nüfus cüzdanı fotokopisinin de içinde bulunduğu, dolmuşa ait motorlu araç trafik belgesini aldıktan sonra, Katılanın nüfus cüzdanı fotokopisindeki bilgilere göre sahte olarak düzenlettiği nüfus cüzdanına kendi resmini yapıştırarak, önce Ziraat Bankası Çayyolu Şubesi’nden kredi talebinde bulunduğu, verilen krediyi az bulan sanığın buradan kredi almaktan vazgeçip, bu kez Finansbank Kızılay Şubesi’ne müracaat ederek, katılana ait dolmuşu rehin gösterip, kredi sözleşmesi ve rehin sözleşmesi ile aracın trafik tescil dosyasındaki işlem formuna katılan adına imza atarak 250.000 TL krediyi çekerek ortadan kaybolduğu olayda,
A-Dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen beraat kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
B-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sahteliği kabul edilen suça konu nüfus cüzdanının ele geçirilememesi nedeniyle iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenememesi karşısında, aracın trafik tescil dosyasındaki işlem formuna katılan adına imza atarak rehinli şerhinin yazılmasını sağlayan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerekirken ayrıca, sahte nüfus cüzdanı eyleminden de suçun unsurlarının oluştuğunun kabulü ile 5237 sayılı TCK 43/1.maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2-İddianamede; suça konu eylemin katılanın yanında şoför olarak çalışan sanığın, araçtan nüfus cüzdanı fotokopisinin de bulunduğu motorlu araç trafik belgesini alması şeklinde anlatıldığı, mahkemenin şoför olarak çalıştığı minübüsü rehin ettirmek şeklinde iddianameye konu edilmeyen kabulü hakkında zamanaşımı süresi sonuna kadar dava açılmasının mümkün olduğu, sanığın katılana ait dolmuşta şoför olarak çalıştığı, motorlu araç trafik belgesinin olayın oluşu gereği araç içerisinde bulunması karşısında güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.